BİLİŞİM SUÇLARINDA SAVCI SORUŞTURMAYI TAM YAPMALIDIR-YARGITAY KARARI-3

Kaynak: http://www.kazanci.com/kho2/ibb/giris.htmT

YARGITAY

11. CEZA DAİRESİ

E. 2017/1212

K. 2017/1646

T. 7.3.2017

DAVA : Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 05.01.2017 gün ve 2016-13603 Sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/01/2017 gün ve 2017/3841 KYB. sayılı ihbarnamesi ile;

Resmi belgede sahtecilik ve bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlık suçundan şüpheliler … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonunda İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 27/07/2015 tarihli ve 2015/38415 soruşturma, 2015/39392 Sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine dair mercii İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/05/2016 tarihli ve 2016/1493 değişik iş sayılı kararının “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, dosya kapsamına göre suça konu “nakit teminat/depozito iadesi” dilekçesinin ilgili kurumdan getirtilerek üzerinde bulunan imzaların şüpheliler veya müştekiye/müşteriye aidiyetine dair kriminal raporu alınmadan, keza şüpheliler ve tanıklar tarafından ilgili paranın müştekinin hesabına aktarıldığının ifade edilmesine, müşteki tarafından ise aksinin iddia edilmesine karşın bu yönde her hangi bir araştırma yapılmaksızın eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, ortada 5271 Sayılı Kanun’a uygun bir soruşturmanın bulunmadığı bir durumda, anılan Kanun’un 160. maddesi ve diğer maddeleri uyarınca soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,

Dosya incelendi, gereği görüşüldü:

KARAR : Kanun yararına bozma isteminin kapsamının TCK’nın 142/2-e ve 204/1. maddelerindeki nitelikli hırsızlık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına yönelik olmasına, nitelikli hırsızlık suçunun daha ağır yaptırımı gerektirmesine, 26.02.2016 tarih ve 29636 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 01.03.2016 tarihinde yürürlüğe giren Yargıtay Büyük Genel Kurulu’nun işbölümüne dair 12.02.2016 tarih ve 2016/1 Sayılı kararı ile Yargıtay Kanunu’nun 14. maddesine göre temyiz inceleme görevinin Yüksek 13. Ceza Dairesi’ne ait olduğu anlaşıldığından Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın görevli Daireye gönderilmesine, 07.03.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.